Beslenme Bilgeliği...

Ben adına "Beslenme Bilgeliği” diyorum.. Duygu durumlarımızın yani psikolojimizin, ikinci beynimiz bağırsakların, doğru beslenmedeki öneminin farkına varmış/varmak üzere olan bilim, henüz bir isim koymadı.

Kendi içinde tartışıyor hala... Bedenin bir aklı var mıdır acaba diye.

Aslında tartışılacak bir durum yok da, bize empoze edilenin dışında bilgiler bunlar. Çünkü çocukken; “bitmeyen yemeğin arkamızdan ağladığına”, “tam oyunun en heyecanlı yerinde acıktığımıza”, “kokusundan nefret ettiğimiz o yemeğin sağlıklı olduğuna”, “uykumuz gelmediği halde uyumamız gerektiğine”, “tuvalet ihtiyacımızı her zaman gideremeyeceğimize”, “canımız her istediğinde ortalık yerde koşamayacağımıza” bizi ikna ettiler…

Bedenimiz, bebeklikten başlayarak tüm ihtiyaçlarını fark edebilecek ve giderilmesini talep edecek zekaya ve donanıma sahipti aslında.. O kadar da akıllı olmadığına akıllı olmadığına inandırıldık.. Doğruyu yapmak adına yapılan hatalar..

Bilgi baştan beri bedende değil de zihinde olsa ne olurdu? Bir bebeği düşünelim, somut düşünceye geçene kadar acıktığını, uyuması gerektiğini bilemezdi. Ama öyle mi? Doğduğu ilk andan itibaren ne istediği konusunda son derece bilinçli ve ifadeci. Hayatta kalması birincil zorunluluk çünkü. Ve hayatta kalma denkleminin içinde, her biri eşit önem derecesinde beslenmek, hareket etmek, uyumak ve güvende hissetmek var. Hepsine ulaşabildiği sürece bebek huzurlu.

Bir yetişkin olduğumuzda da hayatta kalma denklemimiz değişmiyor aslında, denklemdekilere verdiğimiz önem oranları değişiyor. Beslenme ve uyumaya daha rahatlıkla ulaşılabildiği için önemini yitirirken, güvende olmak giderek ulaşılmaz hale geliyor ve önemi artıyor. Güvende olma ihtiyacı; sevilmek, değer görmek, saygı duyulmak, takdir edilmek, kaygısız olmak vs gibi pek çok duygunun harmanı haline geliyor büyüdükçe de.

Sevilme, değer görme, takdir edilme başta olmak üzere, bu ihtiyaçlarımızın başkaları tarafından karşılandığını öğrendiğimiz için de sürekli arayışta ve gizli gizli ya da alenen talep eder durumda oluyoruz.Hayatta kalmanın denklemi belli demiştik, beslenme, uyku, hareket, güven. Güven’e ulaşamadığımız (sevilmediğimizi düşündüğümüz, takdir görmediğimiz, kaygılandığımız, strese girdiğimiz) durumlarda elimizin altındaki diğer kaynaklara bakıyor ve en kolay ulaşabildiğimizle eksik olanı tamamlıyoruz. Bu gıda da olabilir, uyku da… Hareket, genellikle ikincil derecede tercih ettiğimiz. Bazen de hareket birincil tercih oluyor.

Neticede; bedenin bilgeliğinin yerini zihnin bilgiçliği alıyor.

Gerçek ihtiyacı tamamlamaktan yoksun kalan zihin, alternatif yollarla bedeni hayatta tutma çabasına giriyor. O zamana kadar yapılan hatalı seçimlerle beden de bilgeliğini bazen gerçekten kaybediyor (şeker hastalığı, uyku problemleri vs örnek).

Biyolojik döngüye baktığımızda, sağlıklı bir bedende herşey denge üzerine kurulu. Beden; ihtiyacı kadar yememizi sağlayacak kolesistokinin, Glukagon like peptid-1 (GLP-1) ve peptid YY (PYY) gibi hormonlarla ihtiyacını söylüyor bize, ihtiyaç karşılandığında ise grehelin salgılayarak “yemeyi bırak” diyor. Susuz kaldığında böbreklere gönderdiği antidiüretik hormon-ADH, böbreklerin idrardaki suyu geri çekmesini sağlayarak ani susuzluktan ölmemizi engelliyor, aynı hormon tükürük bezlerimizi de durdurarak ağzımızın kurumasında rol oynuyor.

Tüm sistem müthiş bir zeka ile yönetiliyor özetle.

Bu zeka görmezden gelinmiş olsa da bir vakte kadar, yeniden işlev kazandırmak gerek.

32 görüntüleme

HOLİSTİK BESLENME MERKEZİ

SUADİYE-KADIKÖY/İSTANBUL

  • White Facebook Icon
  • White Instagram Icon
  • Beyaz LinkedIn Simge
  • White Twitter Icon

ece@beslenmekocu.com.tr

 

0.532.301 60 41

0.542. 44 11 457

                                 (HLS)

© 2019 by Ece Benligiray.. Tüm hakları saklıdır...